 |
karagüneşle röportaj
Karagüneş, Barışarock’a en çok yakışan gruplardan biri. Kimileri grubun ismini ‘santur’ sanıyor. Kimisi santurun ismini karagüneş… Sürekli geziyor ve sürekli çalıyorlar, farklı şehirlerde ve farklı sokaklarda… Karagüneş’le müziği ve sistem karşıtlığını konuştuk.
Barışarock'a ve Karagüneş nasıl buluştu?
‘Barış İçin 100 Kısa Film’ projesi çalışmaları sırasında festivalden haberdar olduk ve çalışmalara katılmaya başladık.
Sizin için Barışarock'ta sahne almak ne anlam ifade ediyor? Her hangi bir konserden ne farkı var?
2003’te, İstanbul’daki ilk konserimizdi Barışarock.Yıllardır görmediğimiz dostlarla bir araya geldik. Sonradan, grup en dağınık zamanlarında bile Barışarock sayesinde bir araya geldi.
Barışarock'ta çalmaktan fazlasını yapıyorsunuz organizasyonda da görev alıyorsunuz. Mesela neler yapıyorsunuz?
Toplantılara katılmak bizim için biraz sıkıcı bu yüzden daha çok stantlarda çalma, stiker ve afişleme işlerinde yardımcı olmaya çalıştık. Bu sene albüm çalışmalarının yoğunluğu yüzünden pek bir şey yapamadık
Barışarock dışında da savaş karşıtı etkinliklerde çalıyorsunuz. Şarkı söyleyip eğlenerek dünyayı değiştirebilir miyiz, savaşları durdurabilir miyiz?
Sadece müzik yapmak, bir şeyler söylemek savaşı durdurmak için yeterli değil. Sorun düşüncelerimizi ne kadar hayata geçirebildiğimiz. İnsanlara derdimizi açık bir şekilde ifade edebilmenin yollarını aramalıyız.
2004'te konser sırasında ters bir şeyler oldu galiba! Bu konuyla ilgili açıklama yapmıştınız. İşin aslını öğrensek ve Barışarock içindeki tehlikeleri bilsek…
Hatırlamak bile istemiyorum. Çünkü böyle bir organizasyonda profesyonelleşme, hiyerarşi kabullenebilecek bir şey değil. Durgun su kokuşur. Bu organizasyonun amacı acil olarak başka insanlarla birleşmek, çoğalmaksa yeni yüzler çok önemli. Ayrıca kapitalizm karşıtı bir festivalin her anlamda bu özelliği koruyabilmesi şirketlerden uzak olması gerekir. Bu, alternatif olduğunu söyleyen tüm hareketlerin çıkmazı. İddialı sözlerin hiç bir anlamı yok sistem gündelik hayatın ta kendisi .
Barışarock seyircisi ile sizin dinleyiciniz, Barışarock'ın ruhuyle sizin müziğiniz arasında bir benzerlik kurabilir miyiz? (Biz kuruyoruz ya siz?)
Karagüneş savaş karşıtı bir grup. Grup üyeleri içinde vicdani retçiler var. Şarkı sözleri iç yolculuklarla dolu. Sistem karşısında bireysel duygulara yönelerek ayna olmaya çalışıyoruz. Köklerimiz çok derinlerde ve birileri o bağı kopartmaya, unutuşları kullanarak ruhumuzu sömürmeye çalışıyor. Tek tip bir ‘fast food’ kültürü bizi yozlaşmaya yöneltiyor. Pir Sultan, Yunus Emre, Mevlana bu topraklarda yaşamış değerlerin sadece bir kaçı. Tüm dünyayı kucaklayacak sevgi ve barış kültürümüz var. Bize sunulanlar arasından seçim yapmamızın özgürlük olduğunu savunan küreselleşmiş sermaye, hafızalarımızdan silmek istediği gibi değerlerimizi yok ederek bizi köleleştirmek istiyor. Oyuna gelmek istemeyenler kendi ruhuna ve evrensel olanın ruhuna yönelmeli.
biz yollardayız unutmalar karşısında hayatta kalmaya ve yitirdiklerimizi hatırlatmaya çalışmaktayız ve daha neler yapabileceğimizi...kapitalist kültür karşısında olabilmemizin tek yolu gerçek kollektif üretim olanaklarını yaratabilmemizde.Lafa gelince uçabilmek kolay sen bir cocuğun karnını doyurabilir. yoksul insanlarun İhtiyaclarına gercek yardımlarda bulunabilisen o büyük sözler bir anlam kazanmaya başlayabilir.Koca dünyayı değistirecek politik projeler bu kimilerinin basit gördüğü gercek
dayanışmada gizli.Bu insanlar cok boş laf gördü.Hiç bir cabanın boşa gitmediğini bilmeli ve mücadele etmeye devam etmeliyiz.
Sokaklarda çalıyorsunuz, geziyorsunuz, her yerde çalıyorsunuz, teslim olmuyorsunuz. Bu müziğinizi hayata bakışınızı nasıl etkiliyor?
Sokakta müzik yapmak düşüncelerimizi insanlara iletmenin en güzel yolu. Bir şehrin güzel insanlarını en kısa zamanda keşfetmenin tadı bambaşka. Herkes var orada, her kesimden her düşünceden insan... Çalmadığımız yer yok vapurda, metroda, caddede her yerde çalıyoruz ve zamanı duraksatıyoruz. Zaman demek sistem demek tıkırında işleyen bir makine demek… Aceleyi bırakıp duraksayan her ruh yalanlarla nasıl kandırıldığımızı daha açık görebilir.
Barışarock’la veya Barışarock'sız sisteme karşı müzikle neler yapabiliriz? Aklınız da yeni müzikal isyan projeleri var mı?
Kesinlikle. Müzik üretenler birleşmeli ve plak şirketlerinden bağımsız ortak hareket edebilmenin yollarını bulmalı.Yurt çapında bir dağıtım ağı kurulabilirse insanlar ürettiklerini dinleyicilere ulaştırabilir. Bir dayanışma ağı kurmalıyız. Demo kayıtların belli kaynaklar aracılığıyla dağıtılması çok önemli. Bir İnternet ağıyla başlayabiliriz… Gaipten Sesler yeraltından çıkmalı.
İsrail kudurduğu abd nin delirdiği ingilterenin hortladığı bu karanlık zamanda yapmamız gereken acilen savas karşıtı güçleri bir araya getirebilmek.Bunun için barışarock başka sehirlerde de düzenlenebilir .Biz sokoklarında calmaya hazırız.Yollara düşmeye hazırız.
Hergün ve hergün süren savaş karşısında yılda iki barış festivali bize dar
değil mi ?Üstüne üstlük bu barış festivali yılda iki kez ve kola rock
günleri ile aynı gün. Biz kendinden bir şey değil miyiz ki sadece
karşıtımızla birlikte var olalım.
Çok önemli diğer bir nokta da , festivalin ticari organizasyonlardan uzak
durması gerekliliğidir. Bu her ne pahasına olursa olsun kaybedilmemesi
gereken bir düşünce olmalı. Organizasyon , yemek şirketlerinden uzak durması
gerekir , bu işten kazanç sağlayabilecek organizatör , menejer ve bilimum
müzik şirketinden nasıl uzak durabildiyse öyle uzak olabilmelidir. Bence ses
sisteminin ödenmesi gereken paradan daha önce düşünmemiz gereken şey bu
festivalde bir araya gelen insanlarla kucaklaşmak ve kendimize yakışır
güzellikte bağlar kurarak savaşa karşı duyarlılığımızı geliştirmek
olmalıdır.
Kafka’nın Ruhu…1
(…) Barışa Rock nedir ve neyin alternatifidir? Rock'n Coke kar amaçlı, grupların simsar menajerlerin kanatları altında piyasadaki fiyatlarına göre sıralandığı ticari bir etkinliktir. Çok renklilik ve çok kültürlülük yerine egemen kültürün tek tipleştirip, içini boşalttığı rock imajlarını barındırır. Sahne ve seyirciler birbirinden ayrılır, sahne ulaşılmaz ve hayranlık uyandırıcı bir yerdir. Bu organizasyonda kararlar paranın belirlediği hiyerarşik
bir mekanizma içerside alınır. Festival alanındaki her şey katılımcıları yolmak içindir. Tüketmek ve para harcamak mutluluk verici onlar için. Böyle bir festivale karşı düzenlenen festivalin sofrasında ‘catering şirketleri’ değil ekmeğini şarabını paylaşan insanlar olur.
Barkotlanmak ne anlama gelir, insanların üzerinde yiyecek aramak ne demek? Festival
içi duyurular da dahil tüm duyuruları yasaklaması kuralların insani olanın üzerinde konduğu anlamına gelmiyor mu? Festivalin kalbi, ses sisteminin catering şirketine devredilmesi, şirketin zorlamaları ile karşılaşma tehlikesini doğurması doğal değil mi?
Ayrıca Rock nedir? Bir çiçek bahçesi içinde tek bir çiçeği koklamak. Koklayıp çöpe atmak mıdır? Bu barış festivalinde ‘rap’e de ‘elektronik’ denemelere de yer verebilirdi. Farklı dillerin ve kültürlerin sesini de duymak isterdik.
Sanki unutulmuş gibi, bir sene önce başlayan savaş hala sürmekte. Savaşa karşı insani duyarsızlık televizyonda tekrarlanan haberlerde rutinleştirilmiş ölümlerle beslenmiyor mu sizce? Medyatik duvarları aşmanın yolu karşıtlar yaratmaktan çok gerçek bir ‘biz ve paylaşım’ durumunu yaratmaktan geçmiyor mu? Kapitalizm, sadece kolanın düzenlediği bir festivalle tanımlanamaz. Çünkü insani ilişkiler biçimidir. Daha önceki sistemler gibi tek, bütün bir canavar görünümünden çok her görünüme sahip olabilen bir hayalet gibidir. Bu hayaletten kurtulmak için karşı duruşunu ilan etmek, başka bir dünya istemek yeterli değildir. Bu düşüncenin sorumluluğunu paylaşan insanların bunu yaşam biçimleriyle göstermeleri gerekir.
[Haberin Eklenme Tarihi:
19.08.2006]
Haberlerin
Tamamı >>
|
 |